benim köyüm

2012-08-11 17:10:00

doğal bir akıştı benim gönlüme deresi ırmağı çayı köyümün bahçede oynardım binerdim geme sormayın meşhurdur neyi köyümün ham tarla hamından kavun veriyor aklıma düştükçe yürek eriyor göz görmese bile gönül görüyor keçisi koyunu tayı köyümün hunut benim doğal duran yatağım özlemle yaşarım geçerken çağım gercekte bostanda kaldı orağım yaşlısı tıfılı toyu köyümün isbandigin havuzunda çimerdik yukarı tarladan mısırı yerdik deli poyraz gibi bizler eserdik merhamet mayalı huyu köyümün çişgan gagasından yerdik arada az mı su içmişiz küpün derede naçar kaldım ahan ben de burada her şeyi aklımda dayı köyümün lılik dalı hem gagadır hem çubuk fizahi yaralar tutuyor kabuk mevlam fırsat verse erişsem çabuk doğar mı şebliden ayı köyümün 11 Ağustos 12      Bodrum Devamı

Türkiye’de Öteleme ya da İteleme Problemleri

2012-08-01 19:38:20

Ali Aydın “MEB’de Yeni Parola; Rekabetçi Birey, Rekabetçi Toplum” adlı yazısında Ömer Dinçer ve kurgularını sorgulamış, aynen katılıyorum. Yalnız şunu eklemekte yarar olduğu düşüncesindeyim:   Rekabetçi birey ve rekabetçi toplum iki şekilde varlığını göstermekte. Birincisi rekabet kişinin kendine duyduğu güveni ortaya koymakta… İkincisi ise harisliğini ve kendi dışındaki herkesi yok saymakta… Ömer Dinçer kurumunda buna uygun yetişen bir birey ve toplum hangi kategoriye girer, dersiniz…   Sayın bakan rekabetçi birey ve rekabetçi toplum yetiştirmeden söz ederken, kimi vurdumduymazlığa sığınarak, kimi şakaya vurarak, kimi başkalarının mallarına el koyarak, kimi birilerini iflasa sürükleyerek yükselen bir kesimin yetişmesinden / yetişiyor olmasından söz ediyor. Bence Ömer Dinçer’in rekabet anlayışı içinde yetişen nesil için bir –izm aramaya gerek yok, zira o –izm zahirde İslam, batında kapitaldir. Sadece Sayın Dinçer bunu zaman ve çağa uygun hale getirmenin telaşı içinde. Oysa telaşa da gerek yok. Televizyondaki dizi ve programlar istenen toplumu, okullara bile gerek duyurmayacak şekilde eğitmeye devam ediyor. Bunları Rasih Ozan’ın eğitim çalışmalarından da takip edebiliriz.   ***   “Bir Simülark Olarak Eğitim ve Teknoloji Fetişizmi” Ali Aydın toplumun bir yarasına değinmiyor bu yazısında, toplumun can damarını yakalamış düğüm atıyor adeta.   Bu yazı beni evren ötesi zamana itti. Bakın o dönemde toplumda hangi kesimler kendilerini oluşturmuşlardı?   Komünistler; bu sözcük Avrupa’da sanayi devriminde işçilerin alacaklarını alamamaları, işveren ve işçi ilişkilerine dayanan bir sistem. Bizdekilere b... Devamı

“sündüs döşeği”nde ahi rüyası

2012-07-24 14:47:05

“Dünyanın incisi Endülüs Modeli” adlı kitabı okuyor, notlar alıyordum. Neden bilmiyorum, araya giren yabancı yaptırımlar beni bu çalışmadan soğuttu bir an. Tam bu sırada Abdurrahman Adıyan’dan bir kitap geldi: “sündüs döşeği”. Okurkitaplığı tarafından Mayıs 12’de çıkmış. Şiirden anlayanların ellerine ulaşmayı bekliyor.   “sündüs döşeği” 45 şiirle ilk bölümü, “şehir manzaraları” 6 şiirle de ikinci bölümü oluşturmakta ve 116 sayfadan oluşmakta olan güzel bir şiir kitabı…    Şair Vanlı, Bursa’da ikamet etmekte… Çeşitli dergi ve gazetelerde aktif pasif görevler üstlenmiş. Meraklısına duyurulur. Kim bilir belki lazım olur okur / yazarlar için…   Kitap şairin yaşam biçimini özelleyen “ömür çarşısı” adlı şiirinden alıntı bir bölümle başlıyor.   “tanrı, -sözcük ülkesinin şiir diyarına bir tezgâh kur, dedi. şimdi ömür kumaşından her gün birkaç ilmek alıyor, şiir libasını dikiyorum. bu çarşının sanatkârıyım.”   “gün / aydın” ülkenin, törenin ve inanç değerlerinin değiştiği bir zamanda, insanın kendi devrimini gerçekleştirmesi… Yok, devrim gerçekleştirmesi değil, kendi iman ve inanç ölçülerinin korunması konu ediliyor şiirde. Öğüt var şiirde, kendi kendine öğüt. İnsanın verdiği öğütün tutulduğunu görmesi ne kadar güzel bir duygu… En çok kim tutar bir öğüdü, biliyor musunuz; kişinin kendisi… Abdurrahman Adıyan kendi öğüdünü tutar mı bilinmez, ama meylettiği muhakkak…   “&hel... Devamı